Reklam
Tarih : 2026-09-26 14:36:13

Babacan: Kadro değişmeden güveni tekrar sağlamak mümkün değil

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, gazeteci Fatih Altaylı’nın programında sermaye piyasalarında yaşanan fon krizine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Babacan, krizden çıkış için ilgili kurumlarda kadro değişikliği yapılması ve sermaye piyasaları ile bankacılık alanında uzman isimlerden oluşan tam yetkili özel bir görev gücü kurulması çağrısı yaptı.

Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) 17 Eylül’de 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiyesine karar verdiği, SPK’nın açıklamasına göre bu fonlarda 455 bin 758 tekil yatırımcının bulunduğu belirtildi. Tasfiye sürecinde İş Bankası ve Ziraat Bankası görevlendirildi.

Cumhurbaşkanı’nın bağımsız kurumların yönetimini değiştirme yetkisine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Babacan, bu yetkinin kararnameyle Cumhurbaşkanı’na verildiğini savundu.

Babacan, “Merkez Bankası başkanını bu gece değiştirebilir. SPK kurul üyelerinin tamamının görevine son verip yeni kurulu bu gece kurabilir. Bunların hepsi yetkisinde” ifadelerini kullandı.

SPK yönetiminin görevden alınıp alınmaması gerektiği sorusuna Babacan, yaşananların ardından ilgili kurumların başındaki kişilerin değiştirilmesi gerektiğini söyledi.

Babacan, sorumluların suçlu veya suçsuz olmasının ayrı değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, “Şu anda yeniden güven diyorlarsa bu işten yakından ya da uzaktan sorumluluğu olan, suçlu olsun olmasın, masum olsun kasıtlı olsun fark etmez. Kadro değişmesi lazım. Kadro değişmeden güveni tekrar sağlamak mümkün değil” dedi.

Babacan, durumu trafik kazası örneği üzerinden anlatarak, kazaya karışan kişinin kusurlu olup olmadığına bakılmaksızın bir süre araç kullandırılmaması gerektiğini savundu.

Kadro değişikliğinin Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’i kapsayıp kapsamaması gerektiği sorulan Babacan, “Mehmet Bey'in bu işlerden haberdar olmaması diye bir şey düşünemiyorum” yanıtını verdi.

Babacan, kendisine yaklaşık iki yıldır fonlarla ilgili sorunları anlatan kişilerin geldiğini belirterek, “Ben de anlatanlara diyorum ki ‘Bunu bana anlatmayın. Gidin, sorumlu bakan orada, cumhurbaşkanı orada’” dedi.

Fonlardaki sorunların daha önce bilinip bilinmediğine ilişkin soruya da yanıt veren Babacan, kurumlardaki kadroların önemine dikkat çekti.

Babacan, “Kadro sağlamsa korkmayın. Arada çürükler olsa sağlamlar çürükleri temizler” derken, atamalarda akrabalık, arkadaşlık veya siyasi bağlantı şüphelerinin oluşmasının yönetimi zorlaştıracağını savundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir karar vermesi gerektiğini ifade eden Babacan, “Bu bir dönüm noktasıdır Türkiye ekonomisi için ve piyasalar için. Tekrar güveni inşa etmek istiyor mu, yoksa ‘Böyle gelmiş böyle gider’ diyerek korumacı bir refleksin içine girecek mi?” diye konuştu.

Babacan, Erdoğan’a yönelik tavsiyesini ise “Kimsenin gözünün yaşına bakmasın” sözleriyle dile getirdi.

Babacan, fon krizinin yalnızca yargı süreci üzerinden yönetilemeyeceğini savundu. “Yargı yönetemez, yargı denetler” diyen Babacan, sermaye piyasalarındaki krizin çözümü için uzman kuruluşların devreye girmesi gerektiğini söyledi.

Devlet Denetleme Kurulu’na da işaret eden Babacan, “Bu işle alakalı acilen ama acilen bir özel görev gücü oluşturulmak zorunda. Görev gücü, tam yetkili bir görev gücü” ifadelerini kullandı.

Özel görev gücünün sermaye piyasaları ve bankacılık alanını bilen kişilerden oluşturulması gerektiğini belirten Babacan, “Çok sağlam bir 7-8 kişilik heyet koyacaksınız. Başına da yine sapasağlam, bu işi bilen bir insan koyacaksınız” dedi.

Babacan, krizlerin önleme, kriz anı yönetimi ve kriz sonrası çözüm olmak üzere üç aşamada ele alınması gerektiğini belirterek, “Şu an krizin ortasındayız. Artık önlemler olmamış. Krizin ortası. Bu krizi yönetmek için ve kriz sonrasını çözümlemek için özel bir görev gücü gerekir” ifadelerini kullandı.

Bu yapının tam yetkili olması gerektiğini savunan Babacan, Cumhurbaşkanı’nın hem geçmişe dönük inceleme için Devlet Denetleme Kurulu’nu kullanabileceğini hem de krizin yönetilmesi için özel görev gücü görevlendirebileceğini söyledi.

Fon krizindeki yaklaşık 20 milyar dolarlık kayba ilişkin değerlendirmesinde Babacan, devletin faiz ödemelerine dikkat çekti.

Babacan, “Gerçekten bu seneki bütçede bugünün kurlarıyla tam 56 milyar dolar faiz ödeyen bir devlet var şu anda. Sadece devletin ödediği 56 milyar dolar faizi devlet ödüyor” dedi.

“56 milyar dolar sadece faiz ödeyebilen bir devlet, 20 milyar dolarlık sorunu çözebilmesi lazım” diyen Babacan, bununla birlikte bireysel yatırımcıların kayıplarının kendi gelir ve varlıkları açısından büyük olabileceğini vurguladı.

Babacan, “70 bin lira bugün bir esnafımız için büyük paradır. Öbür tarafta bir sanayicimiz için 50 milyon lira, 70 milyon lira büyük paradır. Dolayısıyla ona da saygı göstermek lazım” ifadelerini kullandı.

İktidarın çözüm için kendilerinden destek istemesi halinde katkı sunabileceklerini belirten Babacan, “Çözüm reçetesinin raporunu yazarız, göndeririz, isim isterlerse veririz. Çünkü bu bizim hepimizin memleketi” dedi.

Fon ödemelerinde küçük yatırımcılara öncelik verilmesini savunan Babacan, büyük yatırımcıların bilgiye ve kurumların üst düzey yetkililerine erişiminin daha kolay olduğunu söyledi.

Babacan, “Dolayısıyla orada da küçüklere öncelik vermede de bir adalet var yani. Büyüdükçe ‘Ben bunu bilmiyordum kardeşim’ deme şansı daha azalıyor. Çünkü büyük para sahibinin daha çok bilgi sahibi olması beklenir” diye konuştu.

Fon ödemelerinde görevlendirilen bankalara yönelik olası hukuki süreçlerden de söz eden Babacan, kamu bankalarının bu süreçte karşılaşabileceği risklere değindi.

Babacan, “Şu andaki iktidar kime höt diyeceğini iyi bilsin. Dolayısıyla höt dediği herkes oturur yerinde, hiçbir şey olmaz” ifadelerini kullandı.

Katılım Evim ve benzeri yapılarla ilgili de değerlendirmelerde bulunan Babacan, devlet denetimine güvenerek birikimlerini bu yapılara emanet eden kişilerin bulunduğunu söyledi.

Babacan, bu yapıların fon krizinden ayrı değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, “Faizsiz bir sistem diye güvenip de bugüne kadar mağdur olan milyonlar var bu ülkede” dedi.

Altaylı’nın kendisinin Hazine ve Maliye Bakanı olması durumunda ne yapacağına ilişkin sorusunu da yanıtlayan Babacan, görevde olduğu döneme atıfta bulundu.

Babacan, “Yok, ben zaten ya bunlar olmazdı ya da ben çoktan ayrılmış olurdum” dedi.

Türkiye ekonomisinin başında 11 yıl görev yaptığını belirten Babacan, bankacılık alanında oluşturulan düzenlemelerin 2008-2009 küresel finans krizinde Türkiye bankacılık sisteminin etkilenmesini önlediğini savundu.

“Bizim bankacılık sistemimize hiçbir şey olmadı” diyen Babacan, bunu sağlam kurallar, ehil kadrolar ve şeffaf bir yönetim anlayışına bağladı.

Siyasetin yalnızca toplumun mevcut eğilimlerini takip etmekle sınırlı olmaması gerektiğini savunan Babacan, siyasetin topluma öncülük etme sorumluluğu da bulunduğunu söyledi.

Babacan, “Siyaset halkın duygularını, o andaki hissiyatını, önceliklerini mutlaka dikkate alarak çalışması gereken bir alan. Halkı iyi tanımak gerekiyor. Ama siyasetin bir de öncü olma gibi bir görevi var” ifadelerini kullandı.

Toplumdaki güven sorununa ilişkin bir araştırmadan söz eden Babacan, 30 ülkede insanların birbirlerine güvenip güvenmediğinin sorulduğunu ve Türkiye’de “İnsanlara güvenmem” diyenlerin oranının yüzde 80 olduğunu ileri sürdü. Bu araştırmanın hangi kuruluş tarafından yapıldığı ve yöntemi konusunda programda ayrıntı paylaşılmadı.

Toplumdaki güvensizliği besleyen siyaset anlayışını eleştiren Babacan, siyasette hedef kadar hedefe ulaşmak için kullanılan yöntemin de önemli olduğunu söyledi.

Babacan, “Siyasette hedefiniz doğru olacak ama o hedefe doğru attığınız her bir adım da helal ve doğru adımlardan oluşacak” dedi.

Siyasette kısa vadeli çıkarlar uğruna farklı yolların tercih edilmemesi gerektiğini savunan Babacan, “Burada bir fırsat doğdu. Ben şöyle bir yan yola gideyim, oradan bir şeyler toplayayım da ondan sonra tekrar gideyim. Böyle bir şey yok” ifadelerini kullandı.

Babacan, siyasette doğru bildiklerini söylemenin kendisi açısından önemli olduğunu belirterek, “Çünkü yarın evlatlarımın yüzüne bakarken, milletin yüzüne bakarken, yarın bir emeklimizin yüzüne bakarken içimde şu rahatlık olmak zorunda: Ben seni aldatmadım” dedi.

“Her şeye inanarak konuştum. Doğru bildiğimi konuştum” diyen Babacan, siyasi anlayışını “iç dünyadaki güç” ve “temiz kadrolar” vurgusuyla anlattı.

Babacan, konuşmasının sonunda, “Dolayısıyla biz bu iç dünyamızdaki güçle, temiz kadrolarımızla inşallah bu ülkeyi yönetmeye talibiz.” ifadelerini kullandı.

  Hibya Haber Ajansı

© Copyright 2026 osmaniyeajans.com.tr Tüm Hakları Saklıdır.
Web sitemiz Hibya Haber Ajansı Abonesidir.